Bazı İnsanlar İçin Evden Çıkmak Neden Çok Zordur?
Çoğu insan için evden çıkmak günün basit ve neredeyse otomatik bir parçasıdır.
Ama bazı insanlar için bu, ortada açık bir neden olmasa bile beklenmedik şekilde zor olabilir.
Net bir engel yoktur. Dramatik bir durum yaşanmıyordur. Ve yine de, kapıdan çıkma fikri bile içten içe bir direnç yaratır.
Bu direnç çoğu zaman yanlış anlaşılır.
Dışarıdan bakıldığında tembellik, disiplinsizlik ya da erteleme gibi görünebilir. Oysa çoğu durumda bunun altında daha karmaşık bir süreç vardır.
BU TEMBELLİK DEĞİL, SİNİR SİSTEMİNİN DİRENCİDİR
Bazı insanlar için ev sadece fiziksel bir alan değildir.
Sinir sistemlerinin gerçekten gevşeyebildiği tek yerdir.
Evde her şey daha öngörülebilirdir. Daha az beklenmedik etkileşim vardır, daha az uyaran vardır ve dış dünyaya sürekli cevap verme gerekliliği yoktur. Beden rahatlar.
Ama evden çıkmak bu durumu anında değiştirir.
Dışarı adım attığınız anda sistem aktive olmak zorundadır. Sesler, insanlar, hareket, belirsizlik… Gerçekte stresli bir şey olmasa bile beden hazır hale geçer.
Bu yüzden bir insan dışarı çıkmak isteyip aynı anda içten içe bir direnç hissedebilir.
Bu isteksizlik değildir.
Bu, bedenin regüle olduğu bir durumdan çıkmakta tereddüt etmesidir.
DIŞ DÜNYA GÖRÜLMEK ANLAMINA GELİR
Zorluğun bir diğer katmanı daha az fark edilen bir şeyle ilgilidir: görünür olmak.
Evden çıkmak, başkalarının sizi gördüğü bir alana girmek demektir.
Utanç, mükemmeliyetçilik ya da geçmişte yargılanma deneyimi olan insanlar için bu durum ince bir baskı yaratabilir. Dış dünya, sürekli değerlendirildiğiniz bir yer gibi hissedilebilir.
Bu, küçük ama dikkat çekici şekillerde ortaya çıkar.
Evden çıkmadan önce kendinizi birkaç kez kontrol edersiniz. Kıyafetinizi, duruşunuzu, yüz ifadenizi ayarlarsınız. Sokakta yürürken nasıl göründüğünüzün farkında olursunuz.
Kahve almaya gitmek gibi basit bir şey bile görünmez bir ağırlık taşımaya başlar.
Ev ise görülmeden var olabildiğiniz bir alandır.
BASİT GÖRÜNEN ŞEYLERİN ARKASINDAKİ GÖRÜNMEYEN ÇABA
Dışarıdan bakıldığında evden çıkmak küçük bir iştir.
Ama içeride, zihinsel olarak beklenenden çok daha fazla süreç olabilir.
Nereye gideceğim?
Ya biriyle karşılaşırsam?
Ne konuşacağım?
Ne kadar kalacağım?
Ya biri beni bu halde görürse?
Zihin olasılıkları simüle etmeye başlar.
Kısa bir yürüyüş olması gereken şey, bir dizi küçük karara dönüşür. Yorgun ya da zaten zorlanan bir sistem için bu kararların birikimi, daha kapıdan çıkmadan yorucu hale gelebilir.
Bu yüzden basit bir eylem bir projeye dönüşür.
BAŞLAMAK, YAPMAKTAN DAHA ZOR HİSSEDİLEBİLİR
Bazı insanlar için zorluk sadece duygusal ya da psikolojik değildir.
Nörolojik bir boyutu da vardır.
Örneğin DEHB’li kişilerde dopamin seviyesi genellikle daha düşüktür. Dopamin, motivasyon, başlatma ve harekete geçme ile ilişkilidir. Bu, isteğin olmadığı anlamına gelmez. Başlangıç enerjisinin daha zor oluştuğu anlamına gelir.
Evden çıkmak bunun iyi bir örneğidir.
Bir başlangıç gerektirir.
Mevcut durumunuzu kesmeniz, durum değiştirmeniz ve bir dizi adımı başlatmanız gerekir: hazırlanmak, giyinmek, dışarı çıkmak. Bunların hepsi aktivasyon ister.
Düşük dopaminli bir sistem için bu aktivasyon kolay oluşmaz.
Bu yüzden bir insan gerçekten dışarı çıkmak isteyip yine de harekete geçemeyebilir. Dışarı çıktıktan sonra çoğu zaman işler daha kolay hissedilir.
Zorluk, yapmaktan çok başlamadadır.
Yani bazen mesele dışarı çıkmak istememek değildir.
Sistem yeterli ivmeyi üretemiyordur.
EV, SİSTEMİN GARDINI İNDİREBİLDİĞİ YER HALİNE GELİR
Zamanla ev psikolojik bir rol kazanmaya başlar.
Performans göstermeye gerek olmayan, cevap vermeye gerek olmayan, kendini ayarlamaya gerek olmayan bir yer haline gelir. Beden yumuşar. Zihin yavaşlar.
Bu güçlü bir güvenlik hissi yaratır.
Dış dünyanın tehlikeli olmasından değil, evin sistemin tamamen “off” olabildiği tek yer olmasından kaynaklanır.
Bu yüzden evden çıkmak tekrar efor gerektiren bir duruma dönmek gibi hissedilir.
ZAMANLA DAHA DA ZORLAŞAN SESSİZ DÖNGÜ
Bu durumu pekiştiren bir döngü de vardır.
İnsan ne kadar çok içeride kalırsa, dış dünya o kadar yabancı gelmeye başlar. Küçük şeyler daha fazla enerji gerektirir hale gelir. Eşik yavaşça yükselir.
Kısa bir yürüyüş bir etkinlik gibi hissettirebilir. Bir arkadaşla buluşmak zihinsel hazırlık gerektirebilir. Günlük işler eskisinden daha ağır gelebilir.
Bu dış dünyanın değişmesinden kaynaklanmaz.
Sinir sisteminin içeride kalmaya adapte olmasından kaynaklanır.
KENDİNİ ZORLAMAK YERİNE NEYE BAKMAK GEREKİR
Evden çıkmak bu kadar zor geliyorsa, sorulması gereken soru “Kendimi nasıl daha fazla zorlarım?” değildir.
“Bu benim için tam olarak neden zor?” sorusudur.
Çünkü direnç rastgele değildir.
Bazı insanlar için bu daha çok fizyolojiktir. Enerji düşüktür, başlatmak zordur. Sorun aktivasyon düzeyindedir.
Bazıları için daha psikolojiktir. Görülmek, değerlendirilmek ya da maruz kalmak zorlayıcıdır.
Bazıları için daha bilişseldir. Zihin basit bir eylemi gereksiz şekilde karmaşık hale getirir.
Ve çoğu insan için tüm bunların bir kombinasyonudur.
Dönüşüm, hepsini aynı problem gibi ele almayı bıraktığınızda başlar.
Başlamakta zorlanan bir sistemin ihtiyacı farklıdır.
Kendini maruz hisseden bir sistemin ihtiyacı farklıdır.
Zihinsel olarak yüklenen bir sistemin ihtiyacı farklıdır.
Her şeyi disiplin meselesi olarak görmek, çoğu zaman yanlış yere baskı uygulamak anlamına gelir.
Direncin hangi katmanda olduğunu fark ettiğiniz anda deneyim değişmeye başlar.
Daha net hale gelir.
Ve net olan şey, üzerinde çalışılabilir hale gelir.
-Burcu Bingöl